birikimler.net

birikimler nasıl değerlendirilir?

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Hoşgeldiniz

BİRİKİMLER

e-Posta Yazdır PDF

Birikimler; çalışmalar, gözlemler ve deneyimler sonucu elde edilmiş şeylerin tümüdür. Yani birikimler, günümüzde kişilerin çalışma ve çabaları sonucunda elde ettikleri varlıklardır. İngilizcesi accumulations veya retentions.

İnsanlar hayatları boyunca çalışarak kazandıkları varlıkları biriktirerek değerlendirmek isterler. Bu değerlendirme yöntem ve araçlarının en bilinenleri şunlardır:

1) Repo

2) Mevduat

3) Hazine Bonosu ve Devlet Tahvili

4) Altın

5) Borsa

6) Bes - Bireysel Emeklilik

Birikim gerçekleştirmek için tasarruf yapmalısınız veya yatırım gerçekleştirmelisiniz.

Tasarruf

Gelirinizin tamamını harcamıyorsanız tasarruf ediyorsunuz demektir. Tasarruflar ınızı genellikle güvenli yerlere koymak ve paranıza istediğiniz an ulaşmak istersiniz. Bunun için paranızı evde veya kasada tutabilirsiniz. Ama her tasarruf edilen para yatırım yapılan para demek değildir. Evde tuttuğunuz paranız için gelir elde etmez, hatta enflasyon karşısında zarara uğrayabilirsiniz.

Yatırım

Paranızı gelir getiren bir araca koyduğunuzda yatırım yapılmış demektir. Örneğin paranızı vadeli mevduat hesabına yatırabilir ve faiz geliri elde edebilirsiniz. Paranızı bankaya yatırmaktan başka çok çeşitli yatırım araçları da mevcuttur. Arsa, ev gibi gayrımenkul, veya döviz de birer yatırım aracıdır. Sermaye piyasalarında yatırım yapmak ise hisse senedi, tahvil, devlet tahvili, yat ırım fonu katılma belgesi, v.b.sermaye piyasası yatırım araçları ile olur. Yatırım yapılırken eldeki paranın ne kadar süre ile o yatırımda tutulabileceği de önemlidir. Bazı yatırımlar uzun vadede iyi getiri sağlar, kısa vadede paraya çevrilirse karlı olmaz. Ayrıca parayı yatırırken, alınacak riskin de her yatırımcı tarafından iyice düşünülmesi ve ondan sonra karar verilmesi gerekir. Yatırım için önemli olan başlamaktır. Küçük miktarda ve sizin için hayati önemi olmayan bir parayla de ğişik yatırım araçlarını denemeye başlayabilirsiniz. Zaman içinde daha çok şey öğrenirsiniz.

Yatırım Esasları


1) RİSK: Risk karar vericinin olayla ilgili muhtemel tüm sonuçlar ı bilmesi ve bu sonuçların gerçekleşmesi konusunda
olasılıkları da tahmin edebilmesidir. Risk ve belirsizlik, genellikle biribirinin yerine kullan ılmaktadır. Gerçekte ikisi de farklı kavramlardır. Belirsizlik ise gelecekteki olaylar ın muhtemel sonuçlarını bilmekle birlikte gerçekleşme olasılıkları hakkında herhangi bir nedenle tahminde bulunulamamasıdır.

Menkul değer yatırımlarının riski kaynaklarına göre iki gruba ayrılır:

Sistematik Risk: Ülke ekonomisini ve finansal pazarları etkileyen faktörlerden kaynaklanan risk türüdür. Ekonomik, sosyal ve politik koşullardaki değişmeler, piyasada mevcut tüm menkul değerleri etkiler. Dolayısıyla yatırımcıların gerek farklı alanlara yatırım yaparak gerekse menkul değerler arasında çeşitlendirmeye gitmek suretiyle bu riski elimine etmeleri mümkün değildir.


Enflasyon Riski: Yatırımcı tarafından arzulanmayan bir reel getiri oranının (İMKB p.489) gerçekleşme olasılığını ifade eder. Fiyatların genel seviyesindeki yükselmeden dolayı paranın satınalma gücündeki düşüş, menkul değer yatırımlarının verimliliğini düşürür.

Faiz Oranı Riski: Ekonomideki enflasyonist sorunlarla yakından ilgilidir. Faiz oranı riski, faizlerdeki değişme nedeniyle yatırımcının zarara uğrama olasılığıdır. Faiz oranlarının yükselmesi, özellikle sabit gelir sağlayan (tahvil, bono) menkul değerlerin fiyatını düşürür. Oranlardaki düşme ise menkul değerlerinin prim yapma olasılığını güçlendirir.


Pazar Riski: Ekonomik durgunluk, depresyon, tüketim eğiliminde uzun dönemdeki değişmeler gibi faktörlerle ortaya çıkar. Pazar riski sözkonusu faktörlerin TL ve Hisse Senedi Piyasalar ı dinamiklerine etkisi ile ifade edilir. Ekonomik koşullardan ayrı olarak menkul değerlerin getirileri borsalardaki genel fiyat hareketlerinden etkilenir. Bu tür değişmeler farklı derecede de olsa tüm menkul değerleri etkiler ve bu değişmeler önceden tahmin edilemez.

Politik Risk: Dünyadaki siyasi bunalımlar, savaşlar yatırımcıların davranışlarını etkiler. Koruma girişimleri, kotalar, döviz kurundaki dalgalanmalar ve yabancı sermaye yatırımları bu riskin unsurlarıdır.

Sistematik Olmayan Risk: Bu tür risk, halka açık şirketlerin faaliyette bulunduğu endüstriye özgün faktörlerden kaynaklanır. Belli bir şirket ve endüstri koşullarının ortaya çıkardığı risk olduğu için çeşitlendirme yolu ile giderilebilir. Yatırımcıların farklı endüstri ve firmalara ait menkul değerler arasında çeşitlendirmeye giderek sistematik olmayan riski elimine etmeleri mümkündür.


Finansal Risk: İşletmelerin finansal yapısı içinde banka kredileri, tahvil gibi borç türleri yer al ır. Bu kaynaklar işletmelere faiz ve ana para ödemesi şeklinde finansal yükümlülükler getirir. İşletmenin yükümlülüklerini yerine getirememesi, tasfiyeye gitmesi veya iflas etmesi yat ırımcıları zarara uğratır. Finansal risk şirkete ait bir risk türüdür. Dolayısıyla yatırımcılar portföy oluşturarak ve farklı sektörlere yatırım yaparak finansal riski elimine edebilirler.


Yönetim Riski: Şirket yöneticilerinin hataları ile doğrudan ilgili risklerdir. Sözkonusu hataların şirketin verimliliğine direkt olarak yansıdığı varsayımına dayandırılır.


İş ve Endüstri Riski: Bir veya birkaç iş kolundaki işletmelerin satışları, karları ve dolayısıyla hisse senetleri fiyatları çeşitli nedenlerle büyük ölçüde dalgalanmalar gösterirler. Bu endüstriler d ışındaki iş kolları söz konusu faktörlerden etkilenmezler. İş veya endüstri riski olarak bilinen bu riski yine çeşitlendirmeyle elimine etmek mümkündür.

Yatırım Esasları / Zaman


Tasarruf sahiplerinin finansal varlıklara yaptıkları yatırım tercihlerinde iki faktör önem kazanmaktadır. Bu faktörlerden birincisi elde edilmesi beklenen getirinin hangi vadede sağlanacağı (paranın zaman değeri), diğeri ise beklenen getiri için alınan risk derecesidir.


Paranın zaman değeri, tüketimden vazgeçen yatırımcının tasarruflarını yatırıma yöneltmesi ile ilgilidir. Bir diğer ifade ile elindeki nakit ile herhangi bir ihtiyac ını karşılamaksızın hisse senedi alan yatırımcı, vazgeçmiş olduğu söz konusu tüketim karşılığı gelecekte belli bir getiri elde etmeyi beklemektedir. Dolay ısı ile bugün yatırımdan vazgeçen yatırımcının ödülünün gelecekte artan hisse senedi değeri ve/ veya kar payları olarak ortaya çıkması beklenmektedir. İşte bu aşamada yatırımın zaman değeri öne çıkmaktadır.


Paranın zaman değeri kavramı, gelecekte elde edilecek olan getirinin bugün sahip oldu ğumuz değerden ne kadar büyük olduğunu ifade etmektedir. Bu ilişkiyi bir örnekle açıklamak gerekirse ;

Cari faiz oranlarının %10 olduğu varsayımı altında ; bugün sunulan 1000 TL mi, yoksa bir yıl sonra sunulan 1000 TL mi tercih edilir. Bu a şamada tabii ki bugün sunulan 1000 TL tercih edilir, çünkü o nakdin bir y ıl sonra %10 faiz oranı ile 1010 TL olma olasılığı söz konusudur.


Sabit getirisi olan yatırım araçlarında hangi vadede hangi getiriyi elde edeceğiniz belli iken, değişken getirili yatırım araçlarında hangi vadede hangi getirinin elde edileceği belli değildir. Bir hisse senedi yatırımcısının vadesini kısa tutmakla taşımış olduğu risk oldukça yüksektir, bunun bilincinde olan hisse senedi yat ırımcısı kısa vadede yüksek getiri talep eder. Orta vadede ise olumlu - olumsuz beklentilerin hisse senetleri üzerindeki etkisinin birbirini dengeleyeceği tahmini ile risk ve dolaylı olarak getiri beklentisi k ısa vadeli getiri beklentisine oranla daha düşük olur. Menkul kıymet yatırımlarında risk ve vade yapısı oldukça önemlidir. Enflasyon gibi bir makro verinin yanında, o menkul kıymete ilişkin sektörel, yönetimsel ve finansal riskler ve o risklerin ta şınabilirliğine ait veriler önem kazanmaktadır.

Sonuç olarak, özellikle menkul kıymet yatırımlarında tasarruf sahiplerinin sağlayacakları getiri oranı, paranın zaman değeri ve risk oranlarının toplamı ile elde edilir.


R (getiri) = İ (paranın zaman değeri) + Q (risk)

Yatırımlarını menkul kıymetlerde değerlendirmek isteyen yatırımcıların, getiri beklentilerini belirlerken, yukar ıdaki iki değişkeni dikkate almaları beklenir.

Son Güncelleme: Cuma, 23 Mayıs 2014 06:08
 

BİREYSEL EMEKLİLİK (BES)

e-Posta Yazdır PDF

Bireysel emeklilik sistemi, mevcut kamu sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olarak kurulmuştur. Temel amacı, bireylerin çalışma yaşamları boyunca yaptıkları düzenli tasarrufların yatırıma yönlendirilmesini sağlayarak, oluşacak birikimlerle, tasarruf yaptıkları dönemde sahip oldukları refah seviyesinin emeklilik döneminde de devam etmesini sağlamaktır. Sistem gönüllü katılım esasına dayanmaktadır.

 

Bireysel emeklilik sistemine medeni hakları kullanma ehliyetine haiz kişiler katılabilir. Sisteme katılım için bir emeklilik şirketi ile emeklilik sözleşmesi imzalamak yeterlidir.

 

Kişi bir emeklilik şirketine başvurduktan sonra, risk ve getiri profili belirlenir. Buna göre kişiye uygun bir emeklilik planı ve fon dağılımı teklifi sunulur. Emeklilik sözleşmesine sahip olmak isteyen kişi, giriş bilgi formunu ve emeklilik planı, plan kapsamında sunulan fonlar, yapılan kesintiler, katkı payı tutarı ile emeklilik sözleşmesinin taraflarına ilişkin bilgileri içeren “teklif formu”nu usulüne uygun olarak doldurup imzalar. Emeklilik sözleşmesi, teklif formunun imzalandığı tarihi takip eden 30. günde yürürlüğe girer. Katılımcı emeklilik sözleşmesi yürürlüğe girmeden önce cayma hakkına sahiptir. Cayma halinde, giriş aidatı dahil hiçbir kesinti yapılamaz ve varsa fon getirileri de eklenerek katılımcıya iade edilir.

 

Katılımcılar, şirket tarafından tercih ettiği plan için belirlenen asgari katkı payının altında olmamak kaydıyla mevcut gelir düzeyleri ve emeklilik dönemine ait beklentilerini de göz önüne alarak katkı payı tutarını belirler. Asgari katkı payı aylık brüt asgari ücretin %5’inden az olamaz.

 

Katılımcının, bireysel emeklilik sistemine ilk defa katılması sırasında veya yeni bir bireysel emeklilik hesabı açtırması halinde, katılımcıdan veya sponsor kuruluştan, teklif formunun imzalandığı tarihte geçerli aylık brüt asgari ücretin yarısını aşmamak üzere giriş aidatı alınabilir.

 

Emeklilik şirketi, katılımcının bireysel emeklilik hesabına yapılan katkı payları üzerinden azami yüzde sekiz oranında yönetim gideri kesintisi, fon net varlık değeri üzerinden günlük azami yüz binde on oranında fon işletim gideri kesintisi yapabilir.

 

Emeklilik şirketi tarafından tahsil edilen katkı payları, varsa kesintiler yapıldıktan sonra emeklilik yatırım fonlarında değerlendirilir. Katılımcı, birikiminin hangi fon veya fonlarda değerlendireceğine risk ve beklenti tercihine göre kendisi karar verir. Fonlar uzman portföy yöneticileri tarafından yönetilir. Sistemde katılımcılara herhangi bir getiri garantisi verilmemektedir.

 

Fon portföyündeki varlıklar Takasbank nezdinde ve şirket varlıklardan ayrı şekilde saklanır. Katılımcıların sahip oldukları pay adedi Takasbank nezdinde katılımcı bazında ve katılımcıların erişebileceği şekilde izlenir.

 

Sistemin şeffaflığının ve güvenliğinin sağlanması amacıyla emeklilik şirketlerinin denetimi için detaylı denetim ve gözetim mekanizmaları kurulmuştur. Sistem, Hazine Müsteşarlığı, Sermaye Piyasası Kurulu, Emeklilik Gözetim Merkezi, Takasbank ve bağımsız denetim şirketleri gibi çeşitli kurum ve kuruluşların denetim, gözetim ve kontrolü altındadır. Fonların ve portföy yöneticilerinin faaliyetleri yılda en az bir kere Sermaye Piyasası Kurulu tarafından denetlenir. Fonların hesap ve işlemleri de üçer aylık dönemler itibarıyla bağımsız dış denetime tabidir.

 

Katılımcı,

 

-     Emeklilik sözleşmesi süresi içinde katkı payı tutarını, emeklilik planında tanımlı asgari katkı payından daha az olmamak üzere değiştirebilir.

 

-     Şirkette en az 1 yıl kalmak şartıyla, bireysel emeklilik hesabındaki birikimlerini başka bir emeklilik şirketine aktarabilir.

 

-     Aynı veya farklı şirketlerde açılmış olan bireysel emeklilik hesaplarının birleştirilmesini talep edebilir.

 

-     Emeklilik sözleşmesi süresi içinde katkı payı ödemeye ara verebilir. Ancak katkı payı ödenmeyen süre emekliliğe hak kazanılması için gereken sürenin hesabında dikkate alınmaz.

 

-     Yılda en fazla 6 kez fon dağılım oranını ve yılda en fazla 4 kez emeklilik planını değiştirebilir.

 

Bireysel emeklilik sisteminde katılımcılar ve çalışanları için katkı payı ödeyen işverenler için vergi avantajları sunulmuştur. Ücretliler ve beyannameye tabi mükellefler, kendileri ve eşleri adına ödedikleri katkı payı tutarının, aylık brüt ücretin veya yıllık gelirin % 10’unu ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmayan bölümünü gelir vergisi matrahlarında indirim konusu yapabilirler. İşverenler, çalışanları adına ödedikleri katkı paylarını doğrudan gider yazabilmektedirler.

 

Bireysel emeklilik sisteminde emekli olmak için katılımcının, sisteme ilk giriş tarihinden itibaren 10 yıl süreyle sistemde kalarak katkı payı ödemesi ve 56 yaşını tamamlaması gerekir. Katılımcı isterse, emeklilik hakkını ileri bir tarihte kullanabilir.

Katılımcının birden fazla emeklilik sözleşmesi bulunması halinde, tüm sözleşmelerden emekliliğe hak kazanması için en az birinden bu hakkı kazanması ve tüm sözleşmelerinden emeklilik hakkını kazanmayı talep etmesi yeterlidir.

 

Emekliliğe hak kazanan katılımcı, bireysel emeklilik hesabındaki birikimlerinin bir kısmının veya tamamının defaten ödenmesini talep edebilir. Bunun dışında birikimlerinin bir kısmının veya tamamının yıllık gelir sigortasına aktarılmasını talep ederek yapılacak sözleşme çerçevesinde, kendisine belirli bir süre veya ömür boyu maaş bağlanmasını talep edebilir. Ayrıca, belirlenen geri ödeme programına göre birikimlerini kısım kısım şirketten almayı da tercih edebilir.

Katılımcı, emeklilik sözleşmesi süresi içinde istediği anda sistemden birikimlerini alarak ayrılabilir. Bununla beraber; sistemden emekli olarak ayrılan katılımcıların birikimleri üzerinden %3,75 oranında stopaj kesintisi yapılırken, 10 yıl boyunca katkı payı ödemeden ayrılanların birikimleri üzerinden % 15, 10 yıl boyunca katkı payı ödemekle birlikte sistemden emeklilik hakkı elde etmeden ayrılanların birikimleri üzerinden %10 kesintisi yapılır.

Son Güncelleme: Cuma, 24 Aralık 2010 21:39
 

ALTIN

e-Posta Yazdır PDF

Bildiğimiz gibi insanoğlunun bildiği en eski yatırım aracıdır. Özellikle yatırım araçlarının tam olarak bilinmediği yerlerde çok yaygın olan bir yatırım aracıdır. Bunun nedeni altının istenildiği zaman paraya çevrilmesi ve bu somutluğu ile bir kağıttan daha güvenilir görülmesinden kaynaklanıyor. Altını daha çok küçük yatırımcılar tercih ediyor. Altın özellikle kriz dönemlerinin yatırım aracıdır. Özellikle savaş dönemlerinde altın fiyatı olağanüstü çıkar.

Altın fiyatları yurt dışı piyasaları ve dövizden etkilenir. Altın iç piyasada arz ve talep durumuna göre de iniş ve çıkışlar yapabilir. Altının fiyatı iç piyasada özellikle dolara endekslidir. Dolar yükselirse altının fiyatı artar.

ALTINDA ŞUNLARA DİKKAT EDİLMELİDİR...

· Altın piyasasının en hareketli dönemi yaz ayları ve sonbahar başlangıcıdır. Çünkü bu dönem düğün derneklerin en fazla yapıldığı dönemdir. Ayrıca bu dönemde turist sayısında meydana gelen artış ve yurt dışında çalışan işçilerin altına olan talepleri altın piyasasını hareketlendirir.

· Altının en fazla alındığı dönemlerden biride çiftçilerin hasat dönemidir. Yatırımcılar altına talebin yüksek olduğu dönemleri değil altına talebin az olduğu dönemleri tercih etmelidirler.

· Altın alınacaksa Cumhuriyet altını alınmalıdır. Çünkü Cumhuriyet altınında diğer işlenmiş olan altınlar gibi işçilik parası alınmaz.

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Aralık 2010 10:27
 

MEVDUAT

e-Posta Yazdır PDF

 

Bankalara daha sonra çekilmek üzere tevdi edilen paradır. Mevduat, vadesi yönünden vadeli, vadesiz ve ihbarlı olmak üzere üçe, kaynakları bakımından da bankalar mevduatı, resmi mevduat, ticari mevduat ve tasarruf mevduatı olmak üzere dörde ayrılır.

Bankalar dışında hiçbir aracı kuruluş mevduat kabul edemez. Mevduat mahremiyetini ihlal eden banka mensupları cezalandırılır. Mesela uygulanacak faiz hadleri serbestçe değil, merkezi olarak tespit olunur.

Mevduatın en büyük özelliği devlet garantisi altında olmasıdır. Bu nedenle özellikle küçük tasarrufçular tarafından tercih edilir. Mevduatta risk, parayı yatırdığınız bankanın batması ile ortaya çıkabilir.

Tasarruf mevduatında sınırsız devlet güvencesi vardır. Yani banka batarsa, bankaya yatırılan parayı devletten alabiliriz. Yalnız bu devlet güvencesinin daha fazla sürmeyeceği bankacılar tarafından dile getiriliyor. Mevduat faizleri de 1, 3, 6 aylık ve yıllık olarak  ayrılıyor ve bankadan bankaya farklılık gösteriyor. Onun için bankalar  arasında araştırma yapılmalıdır.

Yüksek faiz için küçük bankalara gidilmelidir. Faizleri daha çok yatırılan para belirler. Yani alacağınız faizi pazarlık yaparak yükseltebilirsiniz. Para yatırıldığında faiz oranları değişse bile faiz oranı ilk yapılan anlaşma üzerinden geçerlidir. Fakat yeniden vade yapmak isterseniz yeni oran üzerinden yapmanız gerekir. Onun için uzun vade tercih edilmemelidir. Eğer enflasyon oranları bir önceki yıla göre yüksekse faizlerde yükselecek demektir.

Bir diğer dikkat edilmesi gereken nokta döviz kurunun yükseldiği dönemlerde bankalar yüksek faiz verirler ve TL toplamaya çalışırlar. Böylece mevduatta tasarrufçunun daha iyi kazanmasına neden olur. Tasarrufçular, enflasyonun gelecek yıllardaki seyrini iyi takip etmelidirler. Eğer enflasyonun düşeceği düşünülüyorsa bir yıl gibi uzun vadeli hesaplar tercih edilmelidir. Eğer enflasyonun düşmeyeceği tahmin ediliyorsa kısa vadeye gidilmelidir.

GETİRİSİNİN HESAPLANMASI:

Türkiye‘de mevduat getirisinden % 13.2 vergi kesilir. Net mevduat getirisi hesaplanırken brüt getiri 0. 868 ile çarpılır. Brüt getiri ise şöyle hesaplanır.

Ana para x gün sayısı x faiz oranı

Brüt getiri   :-------------------------------------------

360

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Aralık 2010 10:27
 

REPO

e-Posta Yazdır PDF

 

Repo İngilizce’deki “Repurchase Agreement” kelimelerinden kısaltma yoluyla Türkçe’ye girmiştir. Türkçe karşılığı olarak“ geri satın alma anlaşması” diye ifade olunur. Ancak dilimizde daha çok repo olarak kullanılmaktadır. Repo kısa vadeli bir fon toplama metodudur. Satıcının, menkul değerleri ileride belirli bir tarihte ve önceden kararlaştırılmış bir fiyat üzerinden tekrar satın alma taahhüdü ile satmasıdır.

Türk sermaye piyasası repo ile esas olarak 1990 yılında tanışmış, 13 mayıs 1992’de sermaye piyasası işlemi haline gelmiş ve hukuki bir nitelik kazanmıştır.

Repo daha çok son günlerde, kısa vadeli olması ve yüksek getirisi sebebiyle yatırımcıların en çok merak ettiği ve daha çok tercih ettiği yatırım aracıdır. Yatırımcılara repo fiyatlandırması yaparken bankalarda dikkate alınan oranlar repo ve ters repo piyasasında geçen orandır. Dikkat edilmesi gereken nokta; repo fiyatlamasının bankadan bankaya farklılık göstermesidir.

Şunu da belirtelim ki repolar piyasada ki likiditeye bağlıdır. Yani Merkez Bankası tarafından sabah açıklanan rezerv rakamı negatif olursa daha büyük, pozitif olursa küçüktür. Yatırımcılar kendi almış oldukları repo oranlarıyla İMKB repo piyasasındaki ortalama oranları karşılaştırmalıdır.

Repo için en uygun dönem araştırılmalıdır. Şöyle ki banka ve aracı kurumların yüksek ödemeleri nedeniyle paraya ihtiyaç duydukları dönemde repo faizleri  genellikle yüksektir. Banka ve aracı kurumlar yüksek oranlar üzerinden uzun vadeli para toplayarak  maliyetlerini yükseltmek istemezler. Paraya daha çok ihtiyaç duyan kurumlar diğerlerinden daha çok faiz verir. Paraya ihtiyaç duydukları için müşterilerden gelen uzun vadeli repo taleplerini de kabul etmek zorunda kalırlar. Yani yatırımcılar para sıkışıklığının olduğu dönemlerde, repo yapmadan önce piyasada kimin ne kadar faiz verdiğine bakmaları gerekir. En yüksek faizi veren ve uzun vade yapan kurumla çalışılmalıdır.

Repo için gereken asgari miktar 500 milyon ile 1 milyar arası değişmektedir. Paranın miktarı repo faizlerinde etkili olur. Repo da zamanlama çok önemlidir. Günün erken saatlerinde faiz oranlarının düşük olduğu unutulmamalıdır. Repo yaparken mutlaka pazarlık yapılmalıdır. Eğer  eldeki miktarı büyükse yapılacak pazarlıkla faiz oranı yükseltilebilir. Günümüzde reponun kısa vadeli olması daha iyi görünüyor. Bunun nedeni getirisinin fazla olması ve riskin günlük olmasıdır.

 

GETİRİ HESAPLAMASI

Faiz oranı . gün

Net getiri formülü:-------------------------

360.100

Mesela ana paramız 2 milyar olsun. 2 milyar lira % 75 faizle bir haftalık repo yapıldığında bir hafta 7 gün olduğundan 0,75 (faiz oranı). 7 (gün sayısı) ile çarpılır. Ortaya çıkan sonuç 360‘ a bölünür. Bu sayı 1 ile toplanır. Ortaya çıkan sonuç ana para olan 2 milyar ile çarpılır.

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Aralık 2010 10:28
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 / 2

Anketler

Kimler Sitede

Şu anda 1 konuk çevrimiçi

Reklam